ASKERLİK

Askerlik ile alakalı bir yazı yazmayı, çok uzun zamandır tasarlıyordum. Son zamanlarda toplum nezdinde ve sosyal medyada yer alan hararetli tartışmalar üzerine bu konuda yazmaya karar verdim.

1- ASKERLİK VE MASKÜLENİTE KAVRAMI

Daha önceki yazılarda bahsettiğimiz üzere maskülenite kavramı,erkeğin disiplin,kontrol,sorumluluk ve  mücadele gibi varoluşsal yetenekleri doğrultusunda şekilleniyor.

Erkek birey 18 yaşını geçtikten sonra artık tam bir birey haline geliyor. Hayatında daha disiplinli olması,duygu ve düşüncelerini etkili şekilde kontrol etmesi gerekiyor. Dahası erkek olmak sürekli mücadele etmek olduğundan hayat boyu yaşadığı zorluklarla kararlı biçimde mücadele etmesi gerekiyor. Son olarak daha güçlü bir erkek olabilmesi için sorumluluk almayı öğrenmesi gerekiyor.

Maskülenite’nin bu temel unsurlarını askerlikte pekiştirmiş biri olarak bunları yazıyorum. Pek çoğumuz bir ortamda askerlik konusu rastgele açılınca kötümser ya da karamsar bir havaya bürünürüz. Askerliğin bir tür işkence görme yeri, berbat şartlarla dolu bir yer olduğunu düşünür,bunu hemen ifade ederiz.

Evet askerlik, tam da tüm bu duygu ve düşüncelerde ifade edilen tarzdadır. Fakat askerlik böyle bir yer olmasaydı yukarıda unsurlarını saydığım maskülenite bir erkekte gelişme bulabilir miydi?

Burada sorun, maskülen becerileri geliştirmek bağlamında bizim zihniyet yapımızıdır. Bir erkek tam ve gerçek bir erkek olmak istiyorsa, askerliğe biraz daha iyimser,akılcı zihniyetle bakmalıdır.

Türkiye’de şartlarında yapılan askerliğin maskülenite açısından çok verimli olmadığının farkındayım. Fakat buna rağmen askerliği kendinize bir meydan okuma sahası olarak görmek gerçekten çok işe yaramaktadır.

Nasıl bir meydan okumaktan bahsediyorum?

Askerde disiplin denen unsuru bir erkeğe gerçekten çok iyi öğretiyorlar. Buna şahidim. Eğer disiplinde zirveye ulaşmak istiyorsan kesinlikle gitmelisin.

Zorluklarla mücadele etmek istiyor musun? Hemcinslerin arasında kaliteli bir konuma ulaşmak her erkeğin isteyeceği türden bir statüdür. Askerlik, rekabeti ve hırsı deneyemliyebileceğin oldukça ideal bir yer.

Bir erkek acıya kendini maruz bıraktıkça ve acıya resmen kahkaha attıkça tehlikeli biri haline gelir. Askerlik seni, annenin sıcak kucağından alıp bu bahsettiğim sertlikle yüzleştiriyor. Çünkü oradaki komutanlar senin gerçek bir erkek olmanı istiyorlar.

Kısacası,daha maskülen bir erkek olmak ve güçlü bir karekter inşaa etmek, kendi hayatının efendisi olmak istiyorsan askere gitmek en iyi seçenektir.

2-TESTOSTERON, FİTNESS VE ASKERLİK

Askerliğini yapanlar çok iyi bilir ki, kışlada kaldığınız süre boyunca ciddi sayıda spora ve eğitimlere katılmanız zorunludur.

Özellikle sabah erken saatlerde uyanıp,içtima alındıktan sonra yapılan spor askerliğin  klasik ritüeli haline gelmiştir.

Bu eğitimler daha çok askerlerin beden açısından güçlü,çevik olması için icra edilir. Çünkü savaşçı birey olmanın özünde kas gücü, çeviklik, hızlı koşabilme büyük öneme sahiptir. Savaş filmlerinde gördüğünüz gladyatörler,lejyonerler  ya da kahraman askerler bunun en açık örneğidir.

https://seyler.eksisozluk.com/turk-olup-olmadiklari-cok-konusulan-romanin-tohumunu-atan-uygarlik-etruskler

Tüm bu beden eğitimlerinde temel amaç TESTOSTERON hormonudur.  O yüzden bu  eğitimlerde spor olarak daha çok ağırlık antrenmanı yaptırılır. Vücut ağırlığı ile yapılan hareketler(şınav,barfiks,mekik vb) ayrı bir öneme ve değere sahiptir. Ağırlık antrenmanlarından sonra sırayı koşu antrenmanları alır. Bu da askerlerin kondisyon açısından ileri seviyelere gelmeleri içindir.

Testosteron hormonu ve fitness disiplini açısından yapılan beden eğitimlerinde bizim askeriye beslenme konusunda sınıfta kalıyor, bunun farkındayım. Fakat maalesef bunun için yapılacak pek bir şey yok.

Bu bağlamda da olaya survivor mantığında yaklaşmak gerekiyor. Elindeki mevcut imkanlarla olabileceğinin en iyisi olmaya çalışmak.. Tüm mesele bu aslında. Askerlikte mükemmelliyetçilik ile alakalı tüm fikirlerinizi terk etmeniz şart. Yoksa meselenin özünü kavrayamadığınız gibi 6 ay gibi zaman dilimi size işkence gibi gelir.

Askerlik her alanda olduğu gibi fizik gelişimi ve açısından da erkeği fazlasıyla zorluyor. Beslenme’nin berbat olması buna bir örnek.

Vücut ve metabolizma zoru gördükçe, direnç kazanıyor,ve sonuç itibariyle testosteron belli oranda artış gösterebiliyor.

Meydana gelen bu artışta, hemcinslerinle olan rekabetin ve liderlik rollerinin de payı bir hayli fazla oluyor. Buna ileriki bölümlerde değineceğiz.

Askerde spora olan eğilim,fitness ve özellikle ağırlık antrenmanları erkeği zamanla daha disiplinli yapıyor. Bu eğitimler sayesinde erkek hiç olmadığı kadar kendi vücudu ve metabolizması üzerinde kontrol sahibi olabiliyor. Artan testosteron hormonu ile özgüveni de artıyor.

Özgüvenle alakalı olarak karekteri ve kişiliği de son derece güçlü bir hal alıyor. Bana kalırsa askerlik spor aracığıyla erkeğe acıya kahkaha atmasını, zorluklarla kararlı mücadele becerisini kazandırıyor. Bu ise lider erkek olmanın, lider adam olmanın en büyük kilometre taşlarından biri olarak görülüyor.

Closeup of sports man measuring his waist with a tape measure. Bodybuilder with sexy six packs abs measures gain in waist isolated over gray background.

3- ZİHİNSEL GÜÇ VE ASKERLİK

Her anlamda erkeği zorlayan askerlik ortamı, hiç süphesiz genç bir erkeği en çok zihinsel açıdan zorlayacaktır.

Sayısı 40’dan fazla hemcinslerinin arasında kalmaktan tutun da, komutanların türlü çeşit psikolojik baskısına kadar birçok konuda genç erkek, kendini zihinsel anlamda baskı altında hissedecektir.

Zihinsel anlamda güçlü kalmak askerde oldukça önemli bir konu.

Eğer, askere gitmeden önce  bu açıdan zayıf biriyseniz,askerde erkeğin sahip olması gereken en büyük gücü elde etme imkanınız bulunmaktadır.

Bu ilk başta hiç kolay olmayacaktır.

Sağlam bir psikoloji için kendinize biraz izin vermeniz,bu berbat ortama ve yıpratıcı etkisine kendinizi maruz bırakmanız gerekmektedir.

Benim sizlere tavsiyem, askerlerle ve özellikle komutanlarla lüzumsuz yere muhatap olmamanız hiçbir konuda tartışmaya girmemeniz olacaktır.

Herhangi bir tartışma anında ise mutlaka o ortamdan uzaklaşmayı deneyin. Karşınızdakinin reaksiyonunu umursamayın ve fazla ciddiye almayın. Gülüp geçin,tabi içinizden. Çünkü umursamamak zihinsel gücün en büyük göstergesidir.

Zihninizi, sürekli proaktif unsurlarla meşgul etmek size askerde zihinsel anlamda daha güçlü yapacaktır.

Zihinsel açıdan sizi zorlayan problemlerle yüzleşmek, aklınızı bu sorunun verdiği acıya maruz bırakmak zamanla sizi çok daha güçlü bir erkek yapacaktır.

Bu bağlamda askerde geçirdiğiniz süre boyunca, zihinsel açıdan daha güçlü olmak için telkinin gücünden ve nefes egzersizlerinden de bahsetmek istiyorum.

Zihinsel anlamda size acı veren durumla karşılaştığınızda sakin,sabırlı tavrınızı korumanız gerekiyor.

Bınu için, bu durumun mutlaka geçici olduğu yönünde benzer pozitif telkinleri tekrarlayabilirisiniz. Ayrıca belirli zaman aralıklarında nefes alıp verme işlemi sizin daha soğukkanlı kalmanızı sağlayacaktır. Sonuç itibariyle öfke,kaygı,stres gibi duygularınzı daha etkili şekilde kontrol edebilirisiniz.

4- ASKERLİK VE LİDERLİK

Askerde liderlik konusu bence bir erkek için hayati önem taşıyan bir durum.

Liderlik becerilerini geliştirmek için askerlikten daha elverişli bir ortam yoktur desek, pek yanlış bir ifade kullanmış sayılmayız.

Liderlik, daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi zor durumlarda gelişimi daha hızlı olan bir beceridir. Acil durumlarda kısa süre içinde karar verebilir olmak, verdiğimiz kararın sorumluluğunu üstünüze alabiliyor olmak ve  ölüm kalım durumlarında gerektiğinde risk alabiliyor olmak önemlidir.

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın pek çok safhasında böylesi zor bir pozisyonda kalmıştır. Kendisini ve zihnini devamlı sorumluluk ve inisiyatif almaya zorlamıştır.

Burada cesaret gibi güçlü bir erdeme sahip olma ve bunu zamanla geliştirmek için önemli adımdır.

Kendisi gerek Çanakkale savaşlarında, gerek Başkomutanlık Meydan Muharebelerinde askerlerine cesur, olmaları yönünde yüreklendirici konuşmalar yapmıştır.

Savaşın en kritik safhasında kurmaylarının yapmaya çekindiği ve onu uyardığı durumlarda o, lider karekterin yaptığı gibi alması gereken riskleri, sorumlulukları aklı ve sağduyusu ölçeğinde almayı bilmiş ve mücadeleyi her ne pahasına olursa olsun bırakmamayı kendisine misyon edinmiştir.

Askere gidecek olan erkeklere benim tavsiyem, en kısa sürede liderlik becerilerinizi geliştimenizi sağlayacak misyonlar edinmenizdir.

Örneğin olabiliyorsanız onbaşı ve çavuş olun. Sahada görev,sorumluluk almaya çalışın. Çünkü eğer arazide görev üstlenirseniz bu,daha çok cesaret sahibi olmanızı sağlayacağı gibi aktif birer lider olmanızı da kolay hale getirecektir. Bunun yanı sıra konfor alanından çıkmak da askerlikte daha kolay hale gelecektir.

LİDERLİK BECERİLERİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN OKUNMASI GEREKEN KİTAPLAR LİSTESİ

Bir liderin hayatında en çok yaptığı işlerin başında kitap okumak gelir desek yanlış bir ifade kullanmış sayılmayız.

Tarihteki  ünlü liderlerin,hükümdar ve kralların  pek çoğu savaşa giderken sandıklarda okuyacakları kitapları götürüyorlardı.

Güçlü bir lider çok iyi bilir ki; bilgi en büyük güçtür en büyük erdemdir.

Bu kadim güç lidere diğer tüm güç odaklarnın kapısını ardına kadar açacaktır.

zeynep bayancuk #1920309 - uludağ sözlük galeri

Bilge liderin okuma listesi:

  1. Nutuk/Mustafa Kemal Atatürk
  2. Değişim Mühendisliği Devrim/ Michael Hummer
  3. Sonuç Almanın Sırları/Rus Slater
  4.  Zamanı Kullanma Sanatı/ Joseph D. Cooper
  5. Söz Söylemek ve Kendine Güvenmek/Dale Carnegie
  6. Toplum Sözleşmesi/ J.J Rousseau
  7. Savaş Sanatı/Sun Tzu
  8. Aklın İdaresi için Kurallar/ Rene Descartes
  9. Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar/Arthur Schopenhauer
  10. Güç ve İktidar Sahibi Olmanın 48 Yasası/Robert Greene
  11. Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı/Mark Manson
  12. Bilgelik Kılavuzu ve Kurnazlık Sanatı /Baltasar Gracian‎
  13. Hükümdar  / Niccolò Machiavelli
  14. Kendime Düşünceler – Marcus Aurelius

Ben çocukken yoksuldum. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.” Mustafa Kemal Atatürk

Liderlik Eğitim Seti’ne erişmek için linke tıklayın.

LİDERLİK BECERİLERİ NASIL GELİŞTİRİLİR?

Son yıllarda kişisel gelişim ile alakalı birçok eğitimde liderlikle alakalı yeteneklere vurgu yapıldığına şahit oldum. Bunun sebebi oldukça basitti: Liderlik gibi başat bir misyon ve bu misyonun özellikleri en etkili şekilde gücü ve başarıyı kişiye kazandırmaktaydı.

Bu yazıda lider olmak isteyen bireyin edinmesi gereken önemli özellikleri önem sırasına göre açıklamaya çalışacağım.

1-Disiplin’i Hayatının Merkezine Al

Disiplin, bireyin kendini kontrol edebilme becerisidir. Örneğin kötü alışkanlıklardan ya da ataletten kendini kurtarması için bireyin irade gücünü devreye sokma eylemidir.

https://tr.wiktionary.org/wiki/disiplin

Lider gerçek gücün önemli bir formu olan disiplin yeteneği nasıl kazanır? Gerçek güç daha önce bahsettiğim gibi bireyin kendi hayatı ve koşulları üzerinde kontrol sahibi olmasıdır.

Yani disiplin’i elde etmek için öncelikle kendi üzerimizde etkili düzeyde kontrol mekanizmasını devreye sokmamız gerekiyor. Tabi bu hemen olmayacaktır. Kısa zamanda gerçekleşmeyecektir. Bahsettiğim olay uzun bir süreyi kapsayacak bir döngüdür. Dolayısıyla sabır bu işlemin ilk şartıdır.

Açıkçası disiplin ve kendine hakim olma eylemi çoğunlukla zihinsel bir aktivitedir. Dolayısıyla bireyin bu bağlamda zihinsel gücünün ileri seviyede olması gerekmektedir. Kendini kontrol etme mekanizmasını en iyi şekilde acı veya zor diye nitelendirebileceğimiz duruma,olaya maruz bırakarak devreye sokabilir. Örneğin, beynin limbik sistemindeki ödül merkezini kontrol edebilen kişi son derece disiplinli biri olabilir.

Bu nasıl gerçekleşir? Örneğin birey kendisine haz ve zevk veren tüm aktivitelerden uzak durursa bu beceri zamanla gelişir. Sigarayı,alkolu,pornoyu vb bağımlılık yaratan zararlı alışkanlıkları irade yoluyla bırakmak buna en güzel örnektir.

Kötü alışkanlıklardan kurtulan bireyin beyni zamanla güçlenmeye başlar. Zihinsel yetenekleri de gelişmeye başlar.

Hayatında daha dengeli ve tutarlı davranış biçimlerine sahip olur.Haliyle de disiplin alışkanlığı gelişir.

Bu tür zayıflıklarından,kendini bir kölenin efendisine başkaldırdığı gibi kurtarır ve bir liderin kazanması gereken en önemli beceriyi kazanır.

2- Hayatının Sorumluluğunu Kendi Üzerine Al

Sorumluluk almak gerçek gücü elde etmek için kullanılan etkili yöntemlerden biridir. Lider olmak isteyen birey,kararları,hedefleri ile alakalı durumların sorumluluğunu üzerine almayı iyi bilir ve bunu uygular.

Herhangi bir sorun ya da problem anında başkalarını suçlamak insanlara oldukça kolay gelir. Bunun sebebi kimsenin sorumluluk alacak gerçek güce sahip olamamasıdır.

Zihinsel gücü elde etmiş olan bireyler kötü durum ya da olay karşısında başkalarını suçlamak yerine kötü giden durumun sorumluluğunu üstüne almayı bilirler.

Lider karekterdeki bir birey sözkonusu eylemi boyunca ne kadar çok sorumluluk alırsa o kadar çok güç sahibi olacağını iyi bilmelidir. Evet, sorumluluk almak fazlasıyla gücü getirir.

3- Zor Durumlarla Devamlı Mücadele Et

Disiplin yeteneği ile yakından alakalı bir başka önemli konu da mücadele etme becerisidir.

Lider karekter edindiği misyon gereği hiçbir zaman kolayı ya da basiti deneyimleyemiyecektir.

Böylesi bir esnek durum lider için söz konusu olamaz. Tam tersine liderin hedefine ulaşmak için gittiği yol her zaman acıyla,zorluklarla,engellerle dolu olacaktır.

Lider çok iyi bilir ki, hedefine ulaşmak için yardım ya da destek alabileceği herhangi bir araç ya da unsur bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu çetin zorluklarla mücadele etmekten başka bir çaresi yoktur.

Bu mücadele yeteneği lidere özellikle uzun vadede büyük güç kazandırır. Sorunlarla ve acıyla yüzleştikçe ve de kararlı biçimde mücadele ettikçe liderlik yetenekleri de büyük oranda gelişme gösterecektir.

3-Pozitif Zihniyete ve Tavıra Sahip Ol

Bir bireyin herhangi konuda topluluğa liderlik edebilmesi için düşüncelerini ve eylemlerini büyük ölçüde olumsuz unsurlardan arındırması gerekir.

Lider, karekteri itibariyle sağlam psikolojiye sahip olmalıdır.

Olumsuz hiçbir düşünceye ya da davranış şekline hayatında yer vermemelidir. Bu bağlamda lider düşünceleri ve özellikle duyguları üzerinde son derece yüksek  kontrol sahibi olmalıdır.

İyi bir lider çok iyi bilir ki,bu türden olumsuz alışkanlıklar her anlamda kendisine zayıflık ve kayıp getirecektir. Liderin düşünce sistemi problem çözme üzerine şekillenmelidir.

Lider karekter karanlığı inceleyerek ışığı hiç bir zaman bulamayacağının farkında olmalıdır.

Herhangi olumsuz durumla karşı karşıya kalan lider kendine sürekli şu telkini yapmalıdır:

Olumsuz düşüncelere eylem değer verme

Zararı Kes

Zihnini Temizle,Sakinleş  Aklına Danış

Probleme değil, Onun Mantıklı Çözümüne Odaklan

“Öfkeni aklınla yenemiyorsan, kendini insandan sayma.”

– Voltaire

4- Kendine Dönük ve Bağımsız Karektere Sahip Ol

Hayatının odak noktasına kendini ve hedefini alan birey birçok anlamda kontrolü ve dolayısıyla gücü elinde tutan kişidir.

‘Lider karekter’ dediğimiz kavram tam da bununla ilgilidir: Herhangi bir yere bir insana ya da bir topluluğa bağlı ya da bağımlı kalmayıp  kendi ilkeleri doğrultusunda ilerlemek…

İşte lideri lider yapan en önemli becerilerden biri de onun bağımsız bir karektere sahip olmasıdır.Aslına bakarsak bu yetenek biraz da doğuştan gelen genetik bir yetenektir. ‘Lider olunmaz lider doğulur’ sözü bunun en açık kanıtıdır.

Günümüzde iş hayatında yöneticiler ve liderler sıklıkla yaptıkları işler aldıkları sorumluluklar bakımından birbiriyle karıştırılmaktadır.

Bu konuda bilinmesi gereken en önemli unsur; her liderin bir yönetici olabileceği fakat her yöneticinin bir lider olamayacağı gerçeğidir.

Kendine dönük ve bağımsız karekteri geliştirmek isteyen bir lider hayatını ve inandığı değerleri kendi istek,inanç ve idealleri üzerine kurmalıdır.

Kendi zihinsel odağına ve hayatının merkezine öncelikle kendisini ve hedeflerini koymalıdır.

Kendine dönük olması için, kendi inanç, istek ve düşüncelerinden alışkanlıklarından hiç bir şekilde ödün vermemelidir.

Bir takım olumsuz düşünce ve insanların ve de özellikle kadınların gücü etkisi altına girmemeye çok dikkat etmelidir.

5- Maskülen Beceriler(Hobiler) Kazanma

Liderlik becerileri hedeflerine odaklanmak kadar bazı maskülen beceriler elde etmeye de bağlıdır.

Maskülen beceriler en basit anlatımla lideri zihinsel ve fiziksel anlamda zorlayacak ve ona acıyla yüzleşmesini sağlayacak becerileridir.

Örnek vermek gerekirse bu becerilerin başında ağırlık kaldırmak,dövüş sporları öğrenmek ve bazı doğa sporlarını içeren hobi ya da aktiviteler gelir.

Bu becerilerin en önemlisi ağırlık kaldırmaktır. Çünkü ağırlık kaldırmak güç hormoue diye ifade ettiğimiz testosteronu en iyi şekilde arttırmaktadır.

Dahası ağırlık kaldırmak, bir süre sonra kaslarda oluşan acıya olan direnci sağlamaktadır. Burada disiplin faktörünün rolünü önemle vurgulamak isterim .

Closeup of sports man measuring his waist with a tape measure. Bodybuilder with sexy six packs abs measures gain in waist isolated over gray background.

Ağırlık kaldırmak kadar masküleniteyi ve de liderlik yeteneklerini arttıran bir diğer uğraş da dövüş sporlarıdır. Bu sporun en önemli özelliği bireye aldığı her darbede biraz daha sağlamlık ve güç kazandırmasıdır.

Bu sağlamlık formu fiziksel anlamda etkili olmanın yanı sıra zihinsel anlamda da etkisini mutlaka gösterir. Lider karekter dövüş yeteneğiyle savaşma isteğini ve mücadele azmini zamanla iyi biçimde arttırır.

LİDERLİĞİN SOSYAL STATÜ İÇİN ÖNEMİ

Liderlik kavramı’nın toplumda son derece güçlü bir etkisi var. Bu etkiyi daha önceki yazımlarımda dile getirdim. Özellikle erkek bireyler için liderlik, statü bağlamında son derece önemli bir rol. Bu rol erkeğe maskülenite çerçevesinde fazlasıyla iyi bir misyon kazandırmaya yetiyor.

 

Sosyal Statü ve Liderlik

Sosyal statü, bireyin toplumda üstlendiği rolü ifade eden bir kavram. Bu kavram, çeşitli meslek gruplarında değişik lekillerde karşımıza çıkabiliyor. Statü’nün bir diğer anlamı da sosyal anlamda edinilen değerdir diyebiliriz.

Statü,bireyin hayatta ne tür bir değer ürettiği ile alakalı pozisyonudur. Bir değeri ya da rolü temsil etmek bu temsil yeteneğini sergilemek son derece önemlidir.

Liderlik, özellikle de erkek bireylerin toplumda üstlenmesi gereken en önemli misyondur. Örneğin, lider ruhlu çalışan bir iş yerinde ekip çalışması yapılırken özgüveni,zihinsel gücü sayesinde çalıştığı ekip üyelerini etkileyebilen başat rol üstlenebilendir.

Liderlikle alakalı okuduğum kaynaklarda ilginçtir ki bu statü mevzusuna sıkça değinildiğini gördüm.

Okuduğum kaynakların hepsinde rastladığım en dikkat çekici bilgi,yüksek sosyal statüye sahip erkek bireylerdeki başlıca özelliğin liderlik olmasıydı. Sonrasında ise özgüvenli tavırlar ve etkili konuşma gibi alışkanlık haline getirilen sosyal beceriler geliyordu.

Maskülen Özelliklerin Liderliğe Etkisi ve Statüye Katkısı

Maskülenitesi iyi düzeyde olan erkeğin güçlü bir karektere sahip olduğunu daha önceki yazılarımda değinmiştim.

Bu tür maskülen özellikler testosteron hormonunun da katkısıyla erkeğe sağlam bir gerçeklik ve liderlik yetenekleri kazandırtabiliyor.

Testosteron seviyesi devamlı artan bir erkek kısa vadede lider karektere bürünebiliyor ve bağımsız bir kişiliğe sahip olabiliyor.

Kendine dönük ve bağımsız karekter özellikleri gelişen erkek lider statünü kolaylıkla elde edebilir.Ancak günümüzde kadın merkezli düşünce yapısı ile inşa edilen bir toplumda bu özelliklere sahip erkeklere fazla şans tanınmıyor,geçit verilmiyor.

Lider karekteri güçlü şekilde çevresine yansıtabilen erkek, girişimcilik ile alakalı işlerde kendine daha rahat çalışma alanı bulabiliyor. Kendi işini kurmasının yanı sıra müdendislik, tesisatçılık gibi kadınların oldukça düşük sayıda bulunduğu işlerde daha esnek ve hızlı ilerleyen statü imkanı bulabiliyor.

Maskülen özellikleri gelişmiş lider ruhlu erkek, sosyal statüsünü bu mesleklerde daha esnek biçimde yükseltebiliyor. Bu yükselmede saha çalışmasının önemini vurgulamak isterim.

Liderlik becerileri üst seviyede olan erkek birey,elbette ki sürekli bir aksiyon içinde olması gerektiğinin farkındadır. Onun için hedefi doğrultusunda harekete geçmek, dinamik bir çalışma planı oluşturmak, dört duvar arasında çalışmamak oldukça önemlidir.

Lider İçin Statü Gerçekliği:Misyon Adamı Olmak

Sosyal statü kavramı,daha önce de belirttiğim gibi toplumda üstlenilen konum ya da rolle alakalı bir durumdur.

Lider karekterdeki biri için de bu statü misyon adamı olmaktır desek yanlış ifade kullanmış sayılmayız. Çünkü lider, biraz önce de belirttiğim gibi sürekli bir dinamik döngü içinde faaliyetini sürdürür.

Lider için durmak diye birşey söz konusu değildir,olamaz. O, daima aksiyon almayı düşünür. Harekete geçmediği her an onun için büyük bir kayıptır. Bu kayıp daha çok statü anlamında olur onun için.

Maskülen özellikleri gelişmiş lider karekterin yüksek sosyal statüsü,risk alabilme becerisi ve cesaretinden ileri gelir diyebiliriz. Öyle ki, cesaret gibi erdemin evrene iz bırakmanın en iyi yolu olduğunu çok iyi bilir.

Hayatındaki hedefine doğru büyük bir sabırla ve özinanç ile ilerler. Misyon adamı olması sebebiyle hedefine kilitlenmiştir. O hedef için alması gereken tüm inisiyatif ve sorumluluğu almaktan hiçbir zaman geri kalmaz.

Konfor alanından çıkmayı misyon adamı olmanın en önemli aşaması olarak gören bir lider, bu özelliğini maskülen becerilerinden almıştır. Bu yüzden de mücadelesi çerçevesinde asla pes etmez ve teslim olmayı hiç bir zaman düşünmez.

SAĞLAM PSİKOLOJİNİN LİDERLİK İÇİN ÖNEMİ

Sağlam Psikoloji Nedir ve Nasıl Gelişir?

Liderlik misyonunun en önemli unsurlarından zihinsel gelişimin ve gücün bir bileşeni sağlam psikolojidir.

Psikoloji, ruh bilimidir. Davranışı ve zihni inceleyen bir bilimdir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoloji

Sağlam psikoloji denilince akla ilk olarak hiç şüphesiz zihinsel güç kavramı gelmektedir.

Güçlü bir lider için hayati önem taşıyan zihinsel güç ve sağlam psikoloji çok kısa bir sürede oluşmaz.

Bu gelişimin çok uzun soluklu evrede doruk noktasına ulaşabileceğini belirtelim. Ayrıca, sağlam psikolojiye sahip liderin bu evrede zaten gerçek güce eriştiğini de eklemek gerekiyor.

Zihinsel gücün bir unsuru olan sağlam psikoloji lidere zor zamanları kısa sürede aşma kuvveti verir.

Sağlam Psikolojinin Gelişimi

1-Zihnini Olumsuz Düşüncelerden Temizle

Zihni güçten yoksun bırakan bazı duygu ve  düşünceler sağlam psikolojinin önündeki en büyük engeldir.

Bu olumsuz düşünce,duyguların başlıcası korkudur. Diğer tüm olumsuz düşünceler zihinde korkudan meydana gelirler. Korku, bilinçaltında  ihmal ve tedbirsizlikten gelişen bir duygudur.

Korku gibi zihin emici bir duygunun en büyük düşmanı bilgidir ve akıldır.

İlginçtir ki korku ve korku kaynaklı tüm olumsuz düşünceler de aklı,mantığı, sağduyuyu yok edici niteliği sahiptir.

Güçlü bir lider misyonu gereği pek çok kez hedefine doğru ilerlerken olumsuz durumlarla ve bu durumların yarattığı olumsuz düşüncelerle baş etmek zorundadır.

Bu durumun farkında olan bilge bir lider bilgiyi,aklı,mantığı ve sağduyu kendine baş rehber edinerek kendi zihnini bu tür düşüncelerden korumasını çok iyi bilir.

Liderin zor durumlar karşısında problem çözme yeteneği akıl,bilgi ve mantık sayesinde gerçekleşir.

Korku ve korku kaynaklı düşünceler ile cesaret sayesinde savaşır. Çünkü çok iyi bilir ki “Cesaret hiç korkmamak değil korkuya karşı harekete geçmek demektir.”

Zihinsel açıdan güçlü lider karekterin bu aşamada kendisine telkini şu olmalıdır:

Olumsuz düşüncelere eylem değeri verme ,ZARARI KES!

2-Sorumluluk Alan ve Mücadele Edebilen Lider Ol

Liderlik eğitim setinde de belirttiğim gibi liderin, hedefi için  çıktığı yol daima engellerle doludur.

Burada engelden kastım zorluk ya da acı miktarıdır.

Eğer lider karekterdeki birey, maskülen kişilik özelliklerini içselleştirmişse, acıya dayanabilmeyi,acıyla yüzleşmeyi dahası ACIYA KAHKAHA ATMAYI çok iyi bilir ve bunu gerçeklerştirmede ustalık sergiler.

Bu ustalığı sergileyen lider, her koşulda istisnasız sorumluluk almayı bilen ve inisiyatif sahibidir. Bu becerisi acıyı tolere edebilmesinden gelir. Çünkü misyon adamı olmak bunu gerektirir.Çünkü hedefe kilitlenmek ve zihninin odağına sadece misyonunu koyabilmek bunu gerektirir.

Lider problemlerle yüzyüze kaldığı an, bu problemlerle kaçmak yerine onlarla savşmayı,mücadele etmeyi tercih eder. Bu tercihte testosteron hormonu oldukça etkildir.

3-Zihniyet ve Tavırlarınla Bütünüyle Pozitif Ol

Zihinsel gücü elde eden lider karekter, karşılaştığı sorunlar karşısında duygusal çöküntüler yaşamaz. Böylesi bir yıkıma kendini maruz bırakmanın güçle uzaktan yakından alakası olmadığını çok iyi bilir.

Pozitif zihniyete ve tavıra sahip liderin en önemli iki silahı umut ve sabırdır. Bu iki önemli araç sayesinde lider, gerçek güç dediğimiz bilgeliğe ve zihinsel sağlamlığa en kısa yoldan ulaşabilir.

Umut ve sabır, güçlü liderin pozitif ve sağlam zihniyeti elde etmesinde en önemli iki paroladır.

Pozitif zihniyeti ve tavrı sağlamada hiç şüphesiz liderin sosyal zeka becerileri sağduyu,empati yeteneği ve kişilerle kurduğu güçlü iletişimin de payı son derece büyüktür.

Özgüven ve özsaygı liderin bu bahsettiğim pozitif zihniyeti  ve tavrı elde etmesinde çok önemlidir. Çünkü özsaygı özgüveni, özgüven de güçlü bir karekteri o da pozitif iç dünyayı meydana getirir.

Özsaygı ve empati yeteneği, utancın dolayısıyla pozitif zihniyetin,tavrın düşmanı olan her türlü olumsuz düşüncenin,zayıflığın panzehiridir.

Lider karekterin sağlam psikolojiye sahip olması, yeterli zihinsel sağlamlığa,sorumluluk alabilme ve sorunlarla mücadele edebilme ,yüksek özgüvene ve tüm düşünce ve tavırların en üst seviyede pozitif olmasıyla mümkündür. Lider’in tüm bunları elde etmesi için kendinden başka hiçbir unsura ihtiyacı yoktur.

ÖZGÜVEN NEDİR VE NASIL ÖZGÜVENLİ BİR LİDER OLUNUR?

Özgüven ve Maskülen Karekter

Özgüven;insanın kendi karekterine güvenmesidir. Özgüven denilince akla ilk gelen kelime karekterdir. Çünkü güçlü bir karektere sahip insan ,her türlü olumsuz duruma rağmen kendisiyle iyi geçinebilen insandır.

Maskülenite’yi içselleştiren bir erkeğin gerçek güce tümüyle sahip olduğunu daha önce yazmıştım.

Gerçek gücü elde etme konusunda birden fazla unsur yer almaktadır. Bunların başlıcası zihinsel unsurdur. Bir diğer önemli unsur ise içsel unsur olan ÖZGÜVENDİR

Lider özellikleri taşıyan maskülen bir erkek nasıl özgüvenli olabilir? Bu sorunun cevabını bize o liderin kendisiyle alakalı düşünce biçimi verir.

Özgüvenli bir lider;

Kendisiyle alakalı olumlu bir zihniyete sahip olmalıdır.

Kendi özelliklerinin  ne ölçüde olumlu ya da ne ölçüde olumsuz olduğu hakkındaki yorumu belirli olmalıdır.

Kendini çok iyi tanıması ve değer yargılarını çok iyi bilmesi, biçimlendirmesi gerekir.

Kendisiyle barışık,kendisine saygı duyan, kendisine belirli düzeyde değer veren bir kişilik yapısına sahip olmalıdır.

En önemlisi kendisine saygı duymalıdır.

Nitekim özsaygı, özgüveni doğurur. Dolayısıyla ortaya güçlü bir kişilik ve de maskülen bir karekter ortaya çıkar.

Özgüvenli bir lider, kendisini adadığı misyonuna yukarıdaki ölçütler sayesinde  sıkı sıkıya bağlanır. Bu sayede etkilemiş olduğu  toplulukta  saygınlığı ve gücü artar.

Maskülenlik güç ile alakalı bir kavramdır.Yeterli masküleniteye sahip bir liderin yüksek özgüvene  sahip olması kaçınılmazdır.

Özgüven konsunda bir kavrama daha dikkat çekmek istiyorum: ONUR

Onur tanım itibariyle kişinin kendi varlığına beslediği saygı ve insanı insanı yapan iç değer olarak ifade edilebilir. Özgüven ile neredeyse aynı anlamı taşıdığını rahatlıkla görmekteyiz.

Maskülen bir erkeğe, onun liderlik misyonu açısından baktığımızda onur kavramı çok önemli bir anlam taşımakta.

Tarihteki birçok liderin onura çok fazla önem verdiğini görebiliyoruz.

Örnek vermek gerekirse Spartacus, Hz.Ali, Kartacalı Hannibal Barca ve Mustafa Kemal Atatürk ve daha birçok lider bu kavrama mücadeleleri süresince çokça önem atfetmişledir.

Hepsinin sloganları ise ortaktır : GÜÇ VE ONUR!

Bu slogan bizi maskülenitenin en önemli bileşeninin özgüven olduğu gerçeğine ulaştırıyor.

Özgüvenli Lider Nasıl Olunur?

Özgüvenli Lider Nasıl Olunur?

Lider karekterin maskülen becerileri sayesinde gerçek güce erişebileceğini biliyoruz.

Özgüven de tıpkı maskülenite gibi gücü temsil etmekte.

Aslına bakarsanız özgüven başarılı bir lider olmanın en önemli koşuludur.

Çünkü özgüveni yüksek bir lider cesaret sahibidir. Konfor alanından çıkmayı çok iyi bilir ve risk almayı sever.

Davası uğruna mücadele etmeyi hiç bir zaman hiç bir koşulda bırakmaması gerektiğini iyi bilir. Her zaman hamle yapması gerektiğini, aksiyon adamı olması gerektiğini çok iyi bilir.

Özgüveni yüksek lider maskülenitesi gereği  sorumluluk ve inisiyatif alma alışkanlığını edinmiştir. Bir yola gidilecekse, en önde kendisi gitmeyi kendisine  ilke edinmiştir.

Pes etmek,vazgeçmek, mücadele etmeyi ya da davası uğruna savaşmayı bırakmak,gitmek gibi olumsuz tutum davranışlar özgüveni yüksek bir liderin yapacağı türden eylemler değildir.

Lider bu tür davranışların, onu hitap ettiği topluluk larşısında güçten düşüreceği gerçeğini çok iyi bilir.

Bir lider bu saydığım üstün özelliklere  yüksek özgüveni sayesinde sahip olabilir. Bu da hiç şüphesiz yüksek düzeyde zihinsel sağlamlık, duygusal güç ve disiplinli yaşam biçimini benimsemekle mümkündür.

Özgüveni yüksek lider kendisiyle alakalı olabildiğince pozitif  zihniyet yapısına sahip olmalıdır. Fakat yeri geldiğine de özeleştiri yapabilmeli ve gerçekçi,objektif çıkarımlarda bulunabilmelidir.

Çevresinde bulunan insanlara ve hitap ettiği topluluğa son derece yücegönülllü biçimde tavır sergiler.

İnsanlarla iletişiminde etkili göz teması kurar. Vücut dili ve hareketleri oldukça kendinden emin,sade ve gösterişsizdir. İnsanlarla konuşurken ses tonu ne çok fazla yüksek ne de çok yüksektir.

Özgüveni yüksek lider sabırlı ve sakin yapıda olmanın önemini çok kavramıştır. Çünkü ona göre sabır rafine edilmiş özgüvendir.

Özgüvenli bir lider çok iyi bilir ki gülümsemek bilgeliktir ve aynı zamanda pozitif zihniyeti,tavrı dolayısıyla özgüveni yani gücü temsil eder.

Not: Özgüvenli bir liderin nasıl olması gerektiği hakkında hazırlanmış kapsamlı set için tıklayınız.

TESTOSTERON, FİTNESS VE MASKÜLENİTE

TESTOSTERONUN GÜCÜ ADINA

Fiziksel gücü oluşturmanın kendine özgü bazı kuralları var.

Bu kuralların en önemlisi bana göre benliğindeki ve karekterindeki zihinsel gücü oluşturmaktır.

Zihinsel güç nasıl oluşturulur?

Zihinsel gelişim sürecini  hayatında DİSİPLİNLİ şekilde uzun süre  uygularsan bu gücü elde edebilirsin.

Disiplin önemli.Çünkü alışkanlıklarla geliştirdiğin bu davranış biçimi sana gerçek gücü getiriyor.

Özgürlüğü sunuyor. Zihinsel gücünün, dolayısıyla fiziksel gücünün limitlerini sonuna kadar zorlayabiliyorsun.

Gerçek gücü hayatta elde etmeni sağlayan disiplinden başka önemli bir unsur daha mevcut:

TESTOSTERON!

Bu güç hormonu seni hem zihinsel, hem de fiziksel açıdan sağlam yapabiliyor.

Örneğin, disiplinle bir olup seni daha MASKÜLEN yapabiliyor.

Acıya olan toleransını, disiplinle birlikte arttırıp seni bir kaya kadar SAĞLAM hale getirebiliyor.

Psikolojini kısa ve uzun vadede düzeltebilen en etkili antidepresan olma özelliğini taşıyor.

Senin hayatta daha agresif,saldırgan,rekabetçi olmanı sağlıyor. Zararsız bir tavşan olmanı önlüyor.

Testosteron sayesinde özgüvenin ve cesaretin zirveyi görebiliyor!

Bu bakımdan adına güç hormonu diyoruz.

Testosteron hormonu, en iyi şekilde disiplinle bir araya geldiğinde etkili seviyesine ulaşıyor.

Sonuç olarak, sen daha maskülen ve zihinsel,fiziksel anlamda daha güçlü olabiliyorsun.

Gerçek Güce hoşgeldin!

TESTOSTERON’UN DOĞAL ÜRETİM SÜRECİ: FİTNESS

Bu başlık bana askerlik günlerimi hatırlatıyor. Neden mi? Cevabı basit:

Acı daha çok acı, daha daha çok acı!

Kan,ter,zorlu koşullar ve daha fazlası…

Vücudundaki kaslar tıpkı bir asker gibi acıya,zora maruz kaldıkça sertleşiyor.

Disiplinle geçen bir sürecin sonunda ,kendini kaya gibi  SAĞLAM hissediyorsun.

Peki nasıl gerçekleşiyor bu süreç?

AĞIRLIK KALDIRARAK!

Aklına gelen diğer tüm spor dallarını bir kenara koy, sadece kendini o soğuk ve sert demirin altına bırak!

Ya da kendi kendini kaldır, vücut ağırlığınla dünyaya hükmet!

Kendini ağırlıklarını altına bıraktığın zaman acıya dayanabilmeyi öğreniyorsun.

Acıya dayanmak senin disiplin seviyeni arttıryor. Masküleniten  büyük bir gelişim ivmesi yakalıyor.

Sonuç itibariyle zihinsel gücün inanılmaz düzeyde gelişiyor ve aynı büyük değişim fiziksel gelişimine hacmine, kütlene yansıyor.

En önemlisi dünyaya iz bırakmanı sağlayan ÖZGÜVENİ ve CESARETİ en etkili,hızlı ve kesin yolla sana sağlıyor!

Üniversite yıllarından itibaren düzenli olarak ağırlık kaldıran biri olarak şunu söyleyebilirim ki gerçekten zor.

Zor oldukça zor,fakat kolay olsa herkes yapmaz mıydı?

Bir erkek olarak uzun süre disiplinli biçimde ağırlık kaldırdığın zaman bu ilk olarak testosteron düzeyine, sonrasında maskülenite seviyene DOĞRUDAN VE DOĞAL yoldan yansıyor.

Çerçeven bir kaya kadar sağlam olabiliyor.

Gladyatör,asker ve savaşcı gibi olman kaçınılmaz hale geliyor.

Erkek olarak hayatında edinmen gereken birincil sosyal statüyü elde edebiliyorsun.

Kadınlarla başarını etkili biçimde arttırabiliyorsun.

Sonuç olarak hayatının LİDERLİĞİNİ ele geçirmiş oluyorsun.

DARK TRİAD, MASKÜLENİTE VE HİPERGAMİ

Son zamanlarda televizyonlarda ve sosyal medyada sıkça rastladığımız kadına şiddet haberleri ülkemizde gündem olmaya devam ediyor.

Peki neden bu kadar sık gündeme geliyor bu haberler? Bunun sebebi ve açıklaması son derece kapsamlı ve uzun ancak temel sebeplerinden burada ana hatlarıyla biraz bahsetmek istiyorum.

Dark Triad ve Kişilik Yapısı

Bu konu özelinde bahsetmek istediğim ilk alan Dark Triad. Dark Triad kısaca üç kötücül özelliği barındıran kişilik tipidir. Bu üç kötücül özellik Makyavelizm,Narsizm,Psikopatidir.

Narsizm

İlk olarak Narsizm’I ele alalım. Narsizm kişinin kendisine duyduğu yakınlık, hayranlık durumunu ifade eden bir terimdir. Sigmund Freud narsisizmi “dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi” şeklinde açıklamıştır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Narsisizm

Narsist birey son derece mükemmeliyetçi,benmerkezci, kendini biricik sanan negatif duygu durumunda olan, empati yeteneğinden yoksun ve herşeyi kendine hak gören zihniyete ve kişilik yapısına sahiptir. Bu kişilik özelliklerinin ileri boyutlarda görülmesi narsist kişilik bozukluğunu oluşturur.

Makyavelizm

Dark Triad kişilik tipinin ikinci unsuru olan Makyavelizm’den de biraz bahsetmek gerekiyor. Bu kişilik özelliği, toplumda kişilerarası ilişkilerde manipülasyon,oyun, ahlaki değerlerden yoksun olmayla ifade edilmiştir. Dolaylı yönden de ünlü İtalyan siyasetçi,bilim adamı Niccolo Machiavelli ile ilişkilendirilmiştir.

Makyavelistliğin temel argümanı faydacılık ve çıkarcılıktır. Machiavelli’nin;

” Amaca giden yolda herşey mübahtır” sözü bunun en güzel kanıtıdır. Genel anlamda makyavelistler kural,düzen tanımayan ahlaki değerleden yoksun,idealist kimliği reddeden daha çok realist kimliği benimseyen çıkarcı kişilerdir.

Psikopati ve Psikopatlık

Dark Triad kişilik tipinin üçüncü ve son unsuru Psikopati, duygusal bakımdan gelişme gösteremeyen erkekler için kullanılır.Bu erkekler suç işleme eğilimi yüksek  ve manipülatif özellikleri bünyesinde barındıran kişilik yapılarına sahiptirler.

Tarihte seri katiller, tecavüzcüler, soyguncular ve çeşitli suç eylemlerinde bulunan düzene aykırı marjinal karekterler bu kategoriye girebilir.

Psikopatik kişilik tipine sahip olan birey genellikle akıl,vicdan,empati,bilinç,sağduyu gibi ahlaki yetilerden oldukça uzak tutum sergiler.

Dark Triad ve Hipergami 

Hipergami, kısaca evrimsel açıdan dişi bireyin kendinden her anlamda güçlü,üstün,değerli erkek bireyi arzulaması ve böylesi bir erkeğe çekim duymasıdır.

 İlkel çağları incelediğimizde, fiziksel özellikleri gelişmiş kaslı,dayanıklı,iyi genlere sahip  erkeğin,ortamdaki dişilerin çoğunun tercihi olduğunu ve bu dişileri dölleyebildiğini görmekteyiz.

Dark Triad kişilik tipine sahip erkekler, ilkel çağlardaki ‘mağara adamı’ diye tabir edilen kural,düzen tanımayan sert,vahşi,istediğini alan erkek kategorisine  girmektedir.

Bu türden katı,sert,acımasız erkekler kadınların bilinçaltındaki içgüdülerine fazlaca hitap ettiği için cinsel açıdan tercih edilirler. Bunun nedeni kadınların karşı cinsteki  güce ve güç unsurlarına adeta taparcasına çekim duymaları ve  genel anlamda güce olan hayranlıklarıdır.

Kadınlar buna karşılık efendi,kolay kontrol edilebilen, kendilerinin gücü etki altına kolay girebilen , pasif tavırlar sergileyen erkekleri tercih etmezler. Çünkü bu tür tavırlar kadınların bilinç altında zayıflık olarak kodlandığı için uzun vadede kadınlar böyle erkeklerden iğrenirler.

Maskülen Olmak mı yoksa Dark Triad Olmak mı?

Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson’un ‘zararsız tavşan’ örneği maskülenite dark triad farkını  en iyi açıklayan tanım bana göre.

Peterson,kadınların saldırganlık ve şiddet eğilimi gösteren erkekleri, uysal, kurallara  harfiyen uyan erkeklere tercih ettiğini açıklıyor. Bunu söylerken Carl Gustave Jung, Nietzche gibi ünlü filozofları,bilim insanlarını referans gösteriyor.

Kadınların zararsız bir tavşanı tercih etmeyeceğini,tam tersine kadınların hipergami dürtüleri ekseninde, kendilerine zarar verebilecek kapasiteye sahip erkekleri tercih ettiğini belirtiyor.

 

“Zarasız biri olman erdemli biri olduğun anlamına gelmez.Sadece zararsız biri olduğun anlamına gelir.Bir tavşan gibi.Tavşan erdemli değildir. Sadece elinden yem olmaktan başka birşey gelmez! Buna erdem denilmez. Eğer içinde bir canavar varsa ve sen bir canavar gibi davranmıyorsan işte o zaman erdemli birisindir.”

Jordan Peterson’un bu açıklaması ve zararsız tavşan örneği, kadınlara hipergami bağlamında bir erkekte dark triad kişilik tipinin mi yoksa maskülen kişilik tipinin mi arzu duyulan olduğunu açıklamaya fazlasıyla  yetiyor.

Zararsız bir tavşan, adı üstünde zararsız yani uysal,ılımlı pasif karekter özelliklerine sahip zayıf erkeği betimlemek için kullanılan bir metafor.

Zararlı tavşan ise, tam anlamıyla dark triad unsurlarını üzerinde taşıyan erkek tipi. Dikkat ettiyseniz bu kişilik tipine sahip erkekte  belli düzeyde GÜÇ var ama yine de  bir şey eksik: ERDEM!

Maskülen erkeğin, ‘erkek olmakta iyi olma’ konusundaki başarısının sırrı, sahip olduğu gücü, erdem sayesinde kontrol edebilmesinde yatıyor.

Daha önce çokça duyduğunuz ve benim de önceki yazılarımda belirttiğim ünlü bir sözü paylaşmak isterim: KONTROLSÜZ GÜÇ,GÜÇ DEĞİLİDİR!

Bu çok klişe olan ama bir o kadar geçerliliğini yıllar geçtikçe yitirmeyen söz,maskülenliğin,ikili eşleşme stratejilerinde dark triad’ın önüne geçtiğine kanıtıdır. Evet, kadınlar hipergami dürtüleri gereği gücü ve güçlü erkeği oldukça çekici bulabilirler. Dark Triad kişilik tipine sahip, zarar verme kapasitesi yüksek,serseri erkeklerin toplumda kadınlardan olumlu sinyaller alması da bunun en açık ispattır.

Kadınların Dark Triad kişilik tipine sahip erkeklerden daha da arzu duydukları erkekler zarar verebilecek nitekikte güce sahip olan ve bu gücü erdem sayesinde kontrol altında tutabilen,erkek olmakta iyi olmayı bilen maskülen karekterdeki erkeklerdir.

GERÇEK GÜÇ VE ZİHİNSEL SAĞLAMLIK

GERÇEK GÜCÜN KAYNAĞI

İnsan, eski çağlardan bu yana  evrimsel doğasına uygun olarak sürekli hareket halinde ve düzenli eylemsellik içinde yaşamını sürdürmüştür.İlkel mağara döneminde insanın bu hareketliliğini  çok net olarak görebilmekteyiz. Bu hareketlilik hali elbette bir amaç taşımaktaydı. Neydi bu amaç? İlk insandan günümüze kadar gelen bir mücadeleyi ya da savaşı bilimsel kaynakları dikkatle incelediğimizde çok net biçimde görebilmekteyiz ki,insanın en eski çağlardan günümüze kadar yaptığı bu savaşın adı güç savaşıdır. Bu savaşa hayatta kalma mücadelesi de diyebiliriz.

Tarihe baktığımızda ilk insanın korunma,barınma,üreme vb temel ihtiyaçları için sürekli bir eylem içinde olduğunu görüyoruz. Paleolitik dönemde ilk insan mağarada yaşamını barınma ihtiyacını sürdürmekteydi. Korunma ihtiyacı için doğada bulduğu taşları, yontarak kendini tehlikelere karşı savunduğunu görebilmek mümkün.Aynı şekilde avcılık ve toplayıcılıkla da kendi yeme içme ihtiyacını karşılıyordu.

Tüm bu eylemleri gerçekleştirirken ortak bir unsur ilk insanda göz çarpmakta idi: GÜÇ. Nitekim bu eylemlerin hepsi birer fizik olayıydı dolyısıyla  insan bunlarda başarılı olabilmek ve hayatta kalabilmek için kendi fiziksel gücünü kullanmalıydı. Tabi, insan vahşi doğa şartlarında hayatta kalmak için sadece kendi fiziksel gücünü kullanarak hayatta kalamazdı. Fiziksel güç ile birlikte kendi zihinsel gücünü,aklını ve zor şartlarla mücadele becerisini de eş düzeyde kullanması gerekiyordu. Aksi takdirde hayatta kalmak için pek fazla şansı kalmamaktaydı.

İnsan’ın tüm bu döngüyü fark etmesi ve de içinde bulunduğu zor koşullarla bir yandan mücadele edip öte yandan uyum sağlaması hiç süphesiz geniş bir zaman diliminde gerçekleşti. Evrimsel yapısı gereği insan, genetik özelliklerini zamanla en iyi ve etkili biçimde kullanmayı öğrendi. Yani gücün ne olduğunu ne anlama geldiğini ve gücü  kullanmayı zamanla akıl yoluyla keşfetmiş oldu. İşte, insanın gerçek güce kavuşması böylece gerçekleşti.

GERÇEK GÜCÜN GELİŞME EVRESİ

İnsanın gerçek güce kavuşması beraberinde birçok sorumluluğu getirmiş oldu. Zor koşulları akıl yoluyla kavrayabilen insan, bu koşulların bir kısmıyla mücadele ederken,zor şartların  bir bölümüne uyum sağlamayı tercih etti. Bunun çok basit  açıklaması vardı : İnsan, evrimsel yapısının doğal sonucu olarak hayatta kalabilme yetisine zamanla ulaşabilen ve zor koşullara uyum sağlayabilen bir varlıktı.

Evrim Teoresinin yaratıcısı İngiliz biyolog Charles Darwin bu konuda Türlerin Kökeni adlı eserinde şu ifadeleri kullanıyor:

“Kazananlar ne en güçlüler ne de en zekilerdir,kazananlar karşılarına çıkan zorluklara en başarılı şekilde dayanabilenler değişen koşullara en iyi uyum sağlayanlardır. Kazananların ödülüyse hayatta kalmaya ve daha çok yavru doğurmaya devam ederek yeni kuşaklara kendi özelliklerini geçirmektir.”

https://tr.wikipedia.org/wiki/Charles_Darwin

İşte bu ünlü tanım bize eşsiz özelliklere sahip insanın gerçek güce nasıl ulaşabildiğinin ve bu güce nasıl sahip olabildiğinin en açık ispatı olarak önümüzde duruyor.

Darwin tanımında iki noktaya vurgu yapıyor: Dayanmak ve uyum sağlamak.Biraz önce belirttiğim mücadele etmek eylemi, zor koşullara dayanmanın bir başka açıklama şekli olsa gerek. Buradan çıkan sonuca göre,insanın gerçek güce erişiminin ilk koşulu mücadele etmek ya da savaşmak olduğu kolayca anlaşılabiliyor.

GERÇEK GÜÇ: İNSANLARIN KENDİ KOŞULLARI ÜZERİNDE KONTROL SAHİBİ OLMASI

Gerçek güce erişmek için savaşmak ya da mücadele etmek şart.Peki nasıl? İlkel çağlarda insan bunu fizik ya da kas gücüyle gerçekleştiriyordu. Örneğin, taşla,sopayla vb ilkel araç gereçlerle yaşadığı mağarayı yontuyor, yine çeşitli silahlarla avcılık ve toplayıcılık faaliyetleri yapıyor,kısacası doğaya ve doğanın zor koşullarına hükmediyordu.

İnsan bu süreçte hayatta kalmak adına kendini ve çevresindeki unsurları kontrol etmeyi öğrendi ve bu becerisini zaman içinde geliştirdi. Yani insan zamanla kendi koşulları üzerinde karar sahibi olmayı bildi ve doğanın kendisine sunduğu bu zor koşullarla mücadele etmeyi hatta yeri geldiğinde savaşmayı bildi.Kontrol edemedği unsurlara da zamanla uyum sağlamayı bildi. Böylece hayatta kalmayı başardı.

Bugün baktığımızda güce erişebilen insanların hayatlarında  kendi koşulları üzerinde söz sahibi olduklarını görebiliyoruz. Bununla birlikte, gerçek güce erİşen insanlar bu gücü, zor durumlarla mücadele ederek,savaşarak elde etmiştir desek pek yalan konuşmuş sayılmayız.

Çok sık karşılaştığım sizin de mutlaka duymuş olduğunuzu düşündüğüm bir deyişi paylaşmak isterim: Kontrolsüz güç, güç değildir! Bu söz, evrimsel süreçte insanın gerçek güce erişmesini fomülize eden bir söz adeta: Mevcut koşulları konrol edebilen insan gerçek güce erişebilen kişidir!

 GERÇEK GÜÇÜN YOLU ZİHİNSEL GÜÇTEN GEÇER

Kendi koşulları üzerinde kontrol sahibi olabilen insanın en belirleyici özelliği zihin yapısıdır. Bir insan eğer zihinen odak noktasını kaybetmiyorsa, gerçek güce erişmek o insan için işten bile değildir.

Stoa felsefesi öncülerinden Roma İmparatoru Marcus Aurelius şu sözünde bu durumu çok net biçimde ortaya koymuştur:

“Güç zihninizdedir, dışarıda bir yerlerde değil. Bunu anladığınızda dayanıklılık gücünüzü de bulacaksınız.”

https://tr.wikipedia.org/wiki/Stoa

Zihinsel gücün önemini vurgulayan bu cümle konuyu son derece iyi şekilde özetliyor. Bu gücü elde etmenin yolu, akıl ve bilgiden geçer desek yanlış ifade kullanmış sayılmayız. Çünkü daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, akıl vasıtasıyla bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamayız ve dolayısıyla olaylar,durumlar ve çevremiz hakkındaki bilinç ve kontrol düzeyimiz son derece düşük seviyede olabilir.

Hayattaki zor koşullar her zaman var olacaklardır. Kötü olaylar,durumlar,insanlar dünya döndüğü sürece hayat bulacaklardır. Bunun üzerinde bir irade ortaya koyamayız ve bütünüyle bu kötü gidişatı kontrol edemeyiz. Fakat bu tür olumsuzlukların üstesinden gelmenin en önemli ve olmazsa olmaz yolu,hayatımızda zihinsel gücü kazanmaktır. Dahası hayatımızdaki yegane gerçek gücü kazanmanın yolu zihinsel güce erişmektir.

Sonuç itibariyle gerçek güce ulaşmak için yapmamız gereken en önemli aksiyon,aklın ve bilginin gücüne sığınıp ve tüm odağımızı ve enerjimizi zihnimiz üzerinde yoğunlaştırıp, soğukkanlı tavırdan asla hiçbir koşulda taviz vermemektir.Unutulmamalıdır ki sabır özgüvenin ham maddesidir.

Zor durumda kaldığınızda,güçlü kalmak için şu telkini aralıksız yapmayı unutmayın:

ZİHNİNİ TEMİZLE, SAKİNLEŞ, AKLINA DANIŞ!

Zihinsel Gelişim

Bilgi nedir? Kadim zamanlardan kalma bu en büyük güç unsuru neyi ifade eder? Zihinsel gücün ve zihinsel gelişimin kilometre taşı olan bu muazzam güç kaynağının tanımı ile başlayalım.

Herkes tarafından bilinen en yaygın tanıma göre bilgi;  subje ile obje arasındaki ilişkiden doğan her türlü üründür.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi

Genel itibariyle bilgi, felsefe ile alakalı bir kavramdır.Tanımdan da anlaşılacağı üzere özne ve subje arasında algı,görgü ve diğer çeşitli duyu organları aracılığıyla bir alışveriş ve sonunda ortaya çıkan ürün sözkonusudur.

Bilgi kavramıyla alakalı çok sık karşılaşılan bir kavram da bilgelik kavramıdır.Bilgelik; bilgi edinme, idrak, görgü, sağduyu ve sezgisel anlayış ile birlikte bu hususiyetleri özümseyebilme ve uygulayabilme kapasitesidir. Aynı zamanda akıl ya da sağgörü; bilgi, deneyim, anlayış, sağduyu ve içgörü kullanarak düşünme ve hareket etme yeteneği olarak da tanımlanır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgelik

Bilgelik tanımında geçen birkaç kavrama dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kavramlar akıl,sağduyu ve bilinçtir.

Bilinç kelimesinin  etimolojik kökeni bilgiden ya da bilmekten gelir.Kısaca açıklamak gerekirse insanın farkında olma,farkındalık, algı durumunu açıklayan bir kavramdır.

Bilinç ile neredeyse  çok benzeyen,zihinsel gücün neredeyse omurgasını oluşturan bir diğer kavram da sağduyudur. Sağduyu, insanın kişisel günlük yaşantısından edindiği görüş, duyuş, davranış ve düşünüş biçimlerininin tümüdür. Yani sağduyu daha kısa bir ifade ile düşünme veya algılama biçimimizdir. Günlük hayatınızda insanların, zor durumlar söz konusu olduğunda ya da ciddi bir sorunla karşılaştığınız zaman size ‘Bakış açını değiştirmelisin’ demesi aslında tam olarak sağduyu ile alakalı bir mesajdır.

Bahsetmeden geçemeyeceğim bir diğer kavram da akıldır. Akıl, bir kavramı ya da bilgiyi algılayabilme becerisidir. Zeka da aklımızı yani dikkat,algı ya da hafıza gibi zihinsel yeteneklerimizi kullanabilme becerisidir.

Ünlü İngiliz filozof,devlet adamı,yazar Francis Bacon (1561 -1626) Bilgiyi, hayatta kazanabilecek en büyük güç olarak tanımlamıştır. Gerçekten de öyle değil midir? Özellikle içinde yaşadığımız zaman diliminde ve ortamda…

Ünlü filozofun akıl ile ilgili bir sözü de şöyledir:”Akıllı adam bulduğundan daha fazla fırsat yaratan adamdır.” İşte zihinsel gücün ve zihinsel gelişimin bir numarası ile başlıyoruz:AKIL!

Yıllar boyunca, zihinsel güç ile alakalı  kişisel merakım sayesinde  okuduğum kaynaklarda sıklıkla yukarıda dikkat çekmek istediğim kavramlara verildiğini gördüm.Bu kavramların ve dolayısıyla zihinsel gücün adeta  düşmanı olan bir dizi kavramdan da bahsetmek istiyorum.

Bu kavramlardan ilki KORKUdur.Nedir korku? Aklımızı,zihnimizi tümüyle güçten alıkoyan, negatif düşüncelerin ve de duygularrın kaynağı olan bu his tam olarak neyi ifade eder? Korku, hayatta en büyük güçten yani bilgiden mahrum olmaktır.

Emerson’un;”Korkularımın kaynağı bilgisizliktir,cehalettir sözü bunun en açık kanıtı olsa gerek.”Korkularımızın bilinçaltımızda çok derin boyutta oluştuğunu söylemek bilimsel araştırmalar ışığında mümkündür. Bir diğer ifadeyle de korku ihmal ve tedbirsizliklerimizden doğar aslına bakarsanız.

Günümüzde de söylene gelen ‘akl-ı selim davranmak’ deyimi, hepinizin bildiği üzere tedbirli olmak,hareket etmek,düşünmek gerektiğini ifade eden en açık deyişdir.

Buradan şu sonucu çıkarmak mümkündür: Bilgi,akıl ve sağduyu zihinsel gücümüzü oluşturan ana unsurladır. Buna karşılık başta korku olmak üzere tüm olumsuz düşünce ve duygular, zihinsel kapasitemizi giderek azaltarak bizi zihinsel güçten dolayısıyla zihinsel gelişimimizden alıkoyan zarar verici unsurlardır. İşte tüm olay bu iki zıt grup arasındaki mücadeleyle alakalıdır.

Endişe sizi akıl ve ruh bakımından parça parça eder.

Dale Carnegie

Akıl mantık ve sağduyu şunu emreder:OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE EYLEM DEĞERİ VERME! ZARARI KES! OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİ CİDDİYE ALMA VE UMURSAMA!

Bu sloganın nedeni, tüm negatif duyguların korku kaynaklı olmasıdır.Beynimizin ön bölgesinde bulunan  Amigdala, ‘savaş ya da kaç’ sloganını korku anında devreye sokar. İşte bu esnada, olumsuz düşüncelerin aklımıza girmesine engel olmamız gerekir. Özellikle stres duygularınızı hep negatif olana programlayarak endişe,öfke,depresyon hissetmene yol açar.Depresyon stres el ele gider demek son derece mümkündür.

Moral bozukluğu,stres,öfke kaynaklı olumsuz  düşünceler ve duygulanım hali mantığınızı,aklınızı,bilgeliğinizi,sağduyumuzu fazlasıyla kısıtlar.Burada önemli bir ayrıntıyı da vurgulamak isterim: Sadece akıl,mantık ve sağduyu sayesinde olumsuz düşüncelere yol açan insanları veya olayları kontrol altına alabilir ve bunlarla baş edebiliriz.

Dolayısyla tüm bunlardan yola çıkarak bir erkeğin hayatında edinmesi gereken en büyük güç zihinsel güç olmalıdır. Bu gücü elde ettikten sonra finansal gücü ele geçirmek işten bile değildir. Bu da ancak sağlam bir irade ve disiplin ile mümkündür. Tabi erkeğin fiziksel gücü de bu konuda çok önemlidir.

Öfke aptallıktır ve zayıflık işaretidir.

Marcus Aurelius

Zihinsel gücü sağlayan bir diğer önemli unsur da hiç şüphesiz bireyin sosyal zekası yani empati yapma becerisidir. Korkularımızın tetiklediği olumsuz düşünceler depresyon durumuyla  benliğimizde zamanla derin yaralar açabilir.

Bu derin yaralar kendimizden çoğu kez istemeden de olsa utanç duymamıza neden olabilmektedir. Dolayısıyla özsaygı ve özgüven sorunu yaşamamız çok olası bir belirtidir.

İşte tam da bu karamsar noktada eğer zihinsel olarak kendimizi yeteri kadar geliştirmişsek ve yeterli zihinsel güce sahipsek kendimize karşı daha alçakgönüllü,tolerans gösteren ve hoşgorü sahibi biri oluruz. Yani kendimize karşı empati yapmakta başarılı oluruz da diyebiliriz. Eğer bu eylemi, olumsuz düşüncelerimizi kontrol edip gerçekleştirebilirsek özsaygı ve özgüven seviyemiz ciddi düzeyde artış kaydedecektir.

Bu bağlamda utancın panzehiri empati ve özsaygı diyebilmek mümkündür. Kendimize karşı gösterdiğimiz bu olgun bilge tavrı diğer insanlara ve kadınlara gösterebilmeliyiz. Örneğin, kadınların bir sorunu olduğunda sadece onu dinlemeli ve empati yapmalıyız.

Sosyal hayatımızda da her zaman egomuzu ve duygularımızı kontrol ederek tavır sergilemeli ve konuşmalıyız. Bu sayede insanlar arasında özgüveni yüksek biri olarak öne çıkma imkanını bulabiliriz.En önemlisi zihinsel gücümüzü bütünüyle en üst seviye çıkarır ve üstün bir birey haline geliriz.

Görmezden gelin, ses etmeyin, cevap vermeyin… Sessizlik herkesi mahveder.

Charles Darwin

LİDERLİK EĞİTİM SETİ

Lider olmak isteyen herkesin faydalanabileceği eşsiz bir set.

Lider nedir? Tarih boyunca liderlik nasıl tanımlanmıştır?

Lider olmak için gerekli niteleyici özellikler nelerdir?

Liderlik yapmanın gerektirdiği sorumluluklar ve kazanımlar nelerdir?

Lider ve Yönetici arasındaki farklar nelerdir?

Liderlikle alakalı her bilgiye ve çok daha fazlasına ulaşabileceğiniz kapsamlı bir set sizleri bekliyor!

Liderlik eğitim setine erişmek için tıklayınız

Fitness üzerine yazı 2.bölüm

Testosteron hormonu bir erkekte en iyi şekilde ağırlık kaldırarak gelişebiliyor. Ağırlıkların mikrarı, set ve tekrar sayıları,dinlenme süreleri vb faktörler ağırlık antrenmanının veriminde etkili olabiliyor. Özellikle vücut ağırlığı ile yapılan antrenmanlarda testostseron düzeyinde ciddi artışların gözlendiğini söylemek mümkün. Sadece belirli kas gruplarını çalıştıran izole hareketler yerine bileşik egzersizleri antrenman sırasında yapmak metabolizmanın daha fazla testosteron üretmesine sebep olabiliyor.

Erkeğin hayatındaki en büyük itici gücü olan testosterone arttırma konusunda verebileceğim tavsiyeler şu şekildedir:

-Ağırlıkları zamanla arttırın

-Set ve tekrar sayılarını makul düzeyde tutun

-Hareketleri tam ve formel şekilde yapın

-Dinlenme süreleri ne çok az ne de çok fazla olmamalı:Hedefinize uygun olanını seçin

– Birden fazla kas grubunu çalıştıran egzersizlerle(bileşik egzersizler) ve vücut ağırlığınız ile çalışın(barfiks,şınav,squat,lunge,burpee vb)

-Beslenme çok önemli. Sırasıyla protein,karbonhidrat,yağ tüketimine dikkat edin.(Hedefinize göre değişkenlik gösterebilir)

-Protein bakımından zengin yiyeceklerin başında hindi,balık, baklagiller,süt ürünleri gelir.

-Takviye alımı hedefe göre değişkenlik gösterir.

Lif ve yeşil tüketiminin yeterli miktarda olması önemlidir

Uyku süresi ve kalitesi de testosterone düzeyini etkileyen bir diğer önemli faktördür.En az 7 saat ortalama 8 saat uyku şart. 7 saatten az uyumak kilo alımına ve yağlanmaya sebep olduğundan doğal olarak testosteron düzeyi düşüşe geçiyor.

Testosteron’un en yakın arkadaşı disiplindir bana göre. Her konuda olduğu gibi fitness ya da vücut geliştirme bağlamında da disiplin oldukça önemli bir unsur. Çünkü gücü sağlamanın bir çok değişik yönteminden biri ve bana göre en önemlisi.

Disiplinli olmak testosteron düzeyini doğrudan arttırır demek mümkün. Peki nasıl? Cevap basit: Kendimizi kontrol ederek, bizi muhtaçlığa sevk eden dürtü,duygu ve düşüncelerimize hakim olarak ve onların gücü,etkisi altına girmeyerek… Bu sayede gerçek güce ve  özgürlüğe ulaşmayı istemez misin? O zaman aşağıya  yapmaman gerekenler listesi bırakıyorum.

-Hayatından sırasıyla sigarayı,alkolu,uyuşturucuyu TAMAMEN çıkarmalısın. Biraz alayım diye bir şeyi disiplin kabul etmiyor.Yapılan bilimsel araştırmalar , bu üç maddenin beynin ödül merkezini ve dopamin reseptörlerini olumsuz etkilediği için bağımlılık yarattığını ve testosteron düzeyini düşürdüğünü gösteriyor.

-Bir diğer TAMAMEN bırakman gereken şey porno filmler. Bilim burada da yukarıdaki sonuçlara ulaşmış durumda. Mastürbasyonu hayatından tamamen çıkarman gerekmiyor.Eğer düzenli bir cinsel hayatın yoksa, abartmamak şartıyla haftada 1-2 kez mastürbasyon yapmanın sakıncası yok. Sperm, evrimsel biyoloji alanında ucuz birşey olarak nitelendirilse de testislerin zor ürettiği bir hücre.Yazının başında bahsettiğim ‘itici güç’ ün yapıtaşı bunlar yani aklında bulunsun. Kıymtini bil😊

-Sosyal medya, özellikle de Instagram, tv dizleri, Netflix dizileri seni patates cipsi eşliğinde ya da kola -fast food da olabilir- koltuğa gömüp, önce disiplin sonra da testosteron seviyeni dibe indirmek için ekip çalışması yürüten toksik unsurlar. Bunlara karşı son  derece dikkatli ve temkinli olmanı öneririm ve tabi ki hayatından TAMAMEN çıkarmanı da öneririm.

Vee geldik finale.. Fitness bir yaşam savaşıdır arkadaşlar. Fitness ile uzun yıllar uğraşan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki kısa sürede net sonuç almak diye birşeyi aklınıza getirmeyin. Uzun vadeli bir yaşam savaşından bahsediyorum. Bunun içinde bol miktarda acı,mücadele ve disiplin var. Kaslarınız acı ile dolması önemli çünkü bu güce ulaştığınızın en bariz kanıtlarından biridir. Savaşmak için kaslanıyorsun. Kızları tavlamak için değil bu önemli. Zevk ve haza erişip erkekliğini yitirmektense acıyı kucaklayıp güce hükmetmek için ağırlıkları kaldırıyorsun.

Seneca’nın dediği gibi: “İnsan hazza üstün geldiği gün, acıya da üstün gelecektir. Haz, kölelere ve zayıflara özgüdür.”

Ağırlıkları yerine koymak, ve kişisel temizliğine özen göstermek önemli bu arada

Erkeğin kişisel gelişimi ve Hipergami

ERKEK KİŞİSEL GELİŞİMİ, HİPERGAMİ  ÜZERİNE

Merhaba, bugün bir erkeğin hayatında önemli unsur olan kendini geliştirme üzerine konuşmak istiyorum.

Hepinizin bildiği gibi yaşadığımız hayat ve içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz dünya maalesef hiç adil bir yer değil. Birçok insan dünyaya geldiğinde anne karnından oldukça şanslı biçimde kafasını çıkarırken, bir grup insan da bu kadar büyük şansla oyuna başlayamıyor ne yazık ki. Bu durumu gündelik yaşantımızda içinde bulunduğumuz toplumda sıkça görebiliyoruz. Örneğin, ailesinden gelen sosyal imkanları daha iyi düzeyde olan birey, hayatında kısa sürede kolayca üst sıralara çıkabiliyor. Fakat ailesinden gelen sosyal imkanları kısıtlı olan birey eğer ciddi anlamda kendini geliştirmezse rekabette yer alamıyor. Kaynaklara erişimi kolay olan birey kişisel gelişimi için çok fazla çaba göstermesi gerekmiyor, buna karşılık kaynaklara erişimi zor olan birey kendi gelişimi için ciddi boyutta çaba sarf etmesi gerekiyor. Sonuç olarak genel anlamda adil olmayan bir rekabet süreci başlıyor.Kişisel gelişim dediğimiz kavram da işte tam da bu esnada önem kazanmaya başlıyor. Gündelik hayatta kaynaklara erişimi kolay olan birey ile, kaynaklara erişimi zor olan bireyin ayrım noktası kişisel gelişim noktası oluyor.

İnsanlar arasındaki acımasız rekabetin adil olmayışı özellikle kadın erkek bireyler arasındaki ilişkide oldukça açık şekilde ve başka bir boyutta karşımıza çıkıyor. Karşımıza çıkan bu durumun başlıca sebeplerinden birisi  feminizm akımı ya da günümüzdeki ismiyle 3. Dalga feminizm akımıdır elbette. Feminizm dünya genelinde kadın haklarını, kadın erkek eşitliğini genel kabul görmüş ilkeler çerçevesinde savunan akımdır. Bu tanım, feminizm dediğimiz akımın en bilinen ve olması gereken tanımıdır. 1. Ve 2. Dalga feminizme baktığımızda bu tanım son derece geçerlidir. Fakat 3. Dalga feminizm bu tanımdaki çerçeveden fazlasıyla uzaklaşmış halde karşımıza çıkıyor. Feminizm’in güncel versiyonu, maalesef kadınları erkek düşmanlığına sevk eden, kadınları militan ruhla ve bilinçle donatan bir akım haline gelmiş bulunuyor. Sokaklardaki ve meydanlardaki kadınların hal ve tavırları, ellerinde taşıdıkları pankartlar, söylemleri sloganları vs bunun en somut kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Kapitalist düzeni ve onun her türlü desteğini bütünüyle arkasına alan feminizmin bu son sürümü ataerkil düzene resmen meydan okuyor. “Erkeklerin üstünlüğü” üzerine kurulmuş dünyaya son vermeyi amaçlıyor.

Feminist propagandaya rağmen tüm kadınları içgüdüsel olarak uyaran, evrim açısından bilimsel gerçekliği ortaya çıkan bir kavram burada kendini fark ettiriyor:HİPERGAMİ

Hipergami, bir kadının evrimsel ve genetik açıdan en güçlü, en iyi erkeği arama ve böyle üstün bir erkekle birlikte olma dürtüsüdür. Bu dürtü, tamamen erkeğin kendi cinsel pazarındaki değeri, yani erkeğin kendisini zihinsel,fiziksel,finansal anlamda ne düzeyde geliştirdiği ile ilgilidir. Feminizm, erkeklere kadın hipergamisini tatmin etmeleri için her türlü manipülasyona ve oyuna başvuruyor. Erkekler açısından duruma bakacak olursak, bir erkeğin kadınların hipergami dürtüsünü kontrol etmeye kalkışması oldukça gereksizdir. Çünkü kadının hipergami dürtüsü her zaman “tatmin” olmak istiyor. Erkek, kadının hipergamisini tatmin ettiği zaman kadın tarafından aldatılabiliyor, tatmin etmediği zaman da  kadın tarafından terk edilebiliyor.

Erkeğin kendi iç dünyasında gerçekleştirdiği kişisel gelişimi ile kadının bu evrimsel dürtüsü olan Hipergami bir noktada buluşuyor. Bu noktayı en iyi şekilde Briffault Kanunu açıklıyor. Briffault Kanuna göre; bir kadın ile erkek arasında herhangi bir ilişki olup olmayacağına kadın karar veriyor. Eğer kadın bu ilişkiden ya da birliktelikten bir kazanç elde etmeyecek ise, bu birliktelik gerçekleşmez bir hal alıyor. Hal böyle olunca feminizm’in bu oyunları ,hipergami ve briffault kanunu vb birçok faktörden bir haber olan çoğu erkek zayıf ve bu kavramlar karşısında savunmasız,bilinçsiz birer erkek olarak hayatına zor da olsa devam ediyor.Oysa diğer tarafta yeterli düzeyde farkındalık kazanan, bilinçli dolayısıyla karekterini güçle inşa eden ‘maskülen’ erkekler feminizm’in manipülasyonlarına alet olmaktan kendini kurtarıyor.

Güçlü maskülen karekterdeki bir erkeğin hayata ve kadınlara olan bakış açısını ve kendine verdiği telkinleri ana hatlarıyla şu şekilde özetlemek mümkün olabiliyor: “Disiplini ve motivasyonu hayattaki en büyük iki dostum yapmalıyım. Bu iki dost sayesinde bana hayatta en büyük gücü sağlayacak olan testosteron seviyem hep üst seviyede olmalı.Erkek olarak hayatımdaki önceliği daima kendime,işime,hedeflerime,hobilerime vermeliyim ve kendimi bir ‘ödül’ olarak görmeliyim. Daha değerli bir ödül olmak için kendimi sürekli geliştirmeli,kendi olabileceğimin en iyisi olmak için çabalamalıyım.Bunu da herhangi biri ya da kadın için değil, sadece kendim için yapmalıyım. Bunun için kararlı biçimde savaşmalı,mücadele etmeliyim. Tam anlamıyla ‘misyon adamı’ olmalıyım. Daha sık konfor alanımdan çıkmalı, daha fazla risk,sorumluluk,inisiyatif almalıyım. Acıya ve korkuya kendimi maruz bırakmalıyım ve bunlarla yüzleşmeliyim. Rekabette üst sıralara çıkabilmeli ve kazanılmak istenen ödül olmalıyım.”

Kendini geliştirmek isteyen bir erkek çıktığı yolda birçok engelin olduğunu ve bu yolun dikenli tellerle örülü olduğunu bilmelidir.Erkeğin vazifesi konfor alanından çıkıp engelleri aşmak olmalıdır. Benliğini güç, özgüven,cesaret diyetiyle besleyen erkek yüksek disiplin,testosteron seviyelerinde mücadele ederek kendi maskülen becerisi sayesinde değerini arttırabilir, erkek egemenlik rekabetinde ve hipergami ekseninde kişisel gelişiminin zirvesine çıkabilir.

FİTNESS EĞİTİM SETİ

Fitness nedir ve lider karekterin hayatında ne kadar öneme sahiptir?

Testosteron hormonu ve önemi

Liderlik ve Fitness ilişkisi 

Antrenörlerin özellikleri neler olmalı?

Karın kaslarını görünür hale getirmenin en etkili yöntemleri nelerdir?

Ne kadar Fitsin? Fit olup olmadığını anlayabileceğin bir test

Sağlıklı ve güçlü bir fiziğe ulaşmanı sağlayan beslenme tüyoları

Hepsi ve çok daha fazlası bu kapsamlı sette seni bekliyor!

Fitness Eğitim Setine şuradan ulaşabilirisiniz.

Not : Ürün email ile gönderilecektir. Dijital üründür, iade edilemez.

Lider Adam